Balıkgözü ve Balık Gözü  
 

Roland Barthes : “Yaşam küçük yalnızlık darbelerinden ibarettir” der. Bu darbelerden birini sizinle paylaşıp yalnızlığımı yok etmek istedim.

Her şey bir kafe’ de olmuştu. Bir arkadaşımla fotoğraf üzerine konuşup bir yandan da ince bellilerde çayımızı yudumluyorduk. Sonrasında içeriye bir ağabeyimiz girdi. Kendisini az çok tanımakla birlikte nasıl bir insan olduğunu tahmin edebiliyordum. Yanımıza geldi biz selam verdik, masamıza oturdu, oradan buradan biraz konuştuktan sonra lafı dönüp dolaştırıp kendine getirdi. Sırasıyla yaptığı işleri anlatmaya başladı. Türkiye’ nin büyük bir dergisine çalışmış bir zamanlar, ekipmanından falan bahsetti konuyu balıkgözünün her fotoğrafçı da olması gerektiğine getirdiği anda, ben tam da Roland Barthes’ ın bahsettiği o yalnızlık darbesini aldım. Ağabeyimiz anlattıkça anlatıyor dünya kupasında çekim yaptığını söylüyor adeta bir günah çıkartıyordu, ben ise onun anlattıklarını artık dinlemiyor resmen onu inceliyordum. Üzerinde fotoğrafçı yeleği vardı, nereye gitse hep onu giyiyor ve fermuarını artık eskitmişti. Ayakkabıları arazide kullanılan bir sürü özelliği olan bir ayakkabıydı tamam bende giyiyordum ama onu arazi şartları gerektirdiğinde giyiyordum. Ancak esas ağabeyin evi, kafeye zaten beş dakika mesafede, o ayakkabıyı neden giydiğini anlayamıyordum. Esas abi anlattıkça anlatıyor ismini zor telaffuz ettiğim kahvesini yudumluyordu. Ben ise o ortamdan tamamen bağımı koparmış başka bir şey düşünüyordum. Ne mi düşünüyordum ?

Balıkçıların çok güzel bir fotoşopçu olduklarını düşünüyordum. Nasıl mı ? Hemen anlatıyorum; balıkçılar o kadar tasarruflu ampul çıkmasına rağmen hala sarı ampulleri kullanıyorlar. Çünkü her fotoğrafçı bilir sarı ton her zaman insana sıcak duygular uyandırır. İkincisi ; (bu işin okulunu okuduğumdan biliyorum) balıkların üzerine devamlı su serpmenize gerek yoktur altına dizdiğiniz buzlar balığın tüm gün orda durması için yeterlidir. Ancak onlar devamlı su serperek ışığın yansımasını artırıyorlar ve böylece daha canlı gözüküyor balıklar. En son olarak da balığın solungaçlarını açıp o kırmızı iç solungaçlar gösterilir. Ve herkes bilir ki kırmızı her zaman etkileyicidir.Kötü balıkların üstüne iyi balıkların konulması da fotoşopun yama özelliğini akla getiriyor da o kadarı zorlama olur. İşte ben bunları düşünmeye devam ederken fotoğrafçı ağabeyimiz iyice coşmuş ve kendi fotoğraflarının çok etkili olduğunu söylemeye başlamıştı.

Etkili fotoğrafı düşünmeye başladım bu sefer de. Bu konuda duyduğum en güzel cümle ise şuydu. İyi fotoğraf cinayet gibidir, arkasında iz bırakmamalı ve 2 saniyede insanı dehşete düşürmeli.

Fotoğrafçı ağabeyimiz nihayet içtiği kahvesini bitirmiş ve bizi etkileyemeyeceğini anladığı için başka bir masayı gözüne takmıştı bile. Ben ise bir fotoğrafçıda mutlaka balık gözü olmalı sözünden etkilenerek eve giderken yarım kilo hamsi alacaktım en etkililerinden.

Hesabı ödeyip de oradan ayrıldığımızda etkili bir fotoğraf düşünmeye devam ediyordum. Aklıma ilk gelenler August Sander, Anders Petersen, Jan Saudek, Erwin Olaf gibi gibi bir sürü isim olmasına rağmen onların bir fotoğrafına link vermek yerine benim için en etkili fotoğrafı ve o fotoğrafın arka planında geçen bir telefon görüşmesini sizlerle paylaşmak istedim. Yalnızlık darbelerinizi sizinde not etmeniz dileklerimle.

*Fotoğrafın çekilmesinden önce geçen telefon görüşmesi ;
- Buraya acayip kar yağdı inanamazsın.
- Gerçekten mi ?
- Evet, şu petrol arama şeysi var ya denizde o da donmuş gibi.
- Sen nerdesin? soğuk da kalma üşüme sakın.
- Yok yok ben minibüsteyim şu anda.
- Arkadaşımın fotoğraf makinesi varmış yanında ondan rica ettim şimdi anlatamam burayı sana fotoğrafını çekeyim sen bakarsın.  

 

Share |
 


 
 
Yalçın Kesen - 08.02.2010
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tüm Haklari Saklidir © All Rights Reserved
www.vefotograf.com Sitesinde Bulunan Yazili ve Görsel Eserlerin Bütün Haklari ve Sorumlulugu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin Izinsiz Olarak Kismen veya Tamamen Kopyalanmasi ve Kullanilmasi, 5846 sayili Fikir ve Sanat Eserleri Yasasina Göre Suçtur.